Geçtiğimiz yıl kurulan ve kamudaki diş hekimlerinin yaşadığı sorunların çözümü için çalışan DİŞHEK-SEN Sendikası Genel Başkanı, Uzman Diş Hekimi Banu Yıldırım, atama krizinin arkasındaki sebebi, şu sözlerle açıkladı: “Bu konuda temel sorun, kontenjanları aşırı yükseltilmiş ve sayısı da çok artırılmış Diş Hekimliği Fakülteleridir. Türkiye’de, 2026 itibarıyla 105 adet Diş Hekimliği Fakültesi mevcut. İşin maddi çıkar haline dönüştürülüp Kıbrıs ve Türkiye’de çok fazla özel üniversite olması temel sebeptir. Özel üniversitelerdeki şikayetleri görüyoruz. Hastalar, özele gidip öğrenciden tedavi almak istemiyor. Öğrenciler, hiç hasta görmeden mezun oluyorlar. Devletin, enflasyona neden olacak kadar mezun verilmesine, özel üniversitelerde izin vermemesi gerekirdi. Fakat bunun önü alınmadı”.
Sendika Olarak Aile Diş Hekimliği Sistemine Karşıyız
Devlette niye bu kadar çok Diş Hekimliği Fakültesi açıldığına da değinen Yıldırım, “Devlet üniversitelerinde de Eğitim Hastanesi, yeterince hastası, kadrolu öğretim görevlileri bile olmadan devamlı fakülte açıldı. Devlette bu kadar çok fakülte açılmasının nedeni, tıpkı Aile Hekimliği gibi Aile Diş Hekimliği sisteminin planlanması ve çok sayıda mezun çıkartılmaya çalışılmasıydı. Ancak parantez içinde belirtelim, biz sendika olarak Aile Diş Hekimliğine de karşıyız. Çünkü, tıpkı Aile Hekimlerinin yaşadığı sorunlar gibi, sözleşmeli hekim olması, kurumlarının şu an personel çalıştıramaması, kiralarını ödeyememesi gibi finansal sorunların, Aile Diş Hekimliğinde çok daha fazla yaşanacağını öngörüyoruz. Bizim bütün malzemelerimiz, aletlerimiz döviz üzerinden, dışarıdan gelen ürünler. Bir diş hekiminin, devletin verdiği cari giderler ile bunu karşılayamayacak olması endişelerini taşıyoruz.
Bu sebeple Koruyucu Ağız Diş Sağlığı Hizmetleri olmalı ve yine devletin kadrolu diş hekimleriyle bu sağlık hizmeti verilmeli. Sistem, devletin her şeyi hazırlayıp, hekimi kadrolu olarak çalıştırması şeklinde olmalı. Bu koşullar altında Koruyucu Diş Sağlığı Hizmetlerine çok sayıda hekim atanabilir. Elbette buna da bütçe gerekiyor”.
Yeni Yatırımların ve Atamaların Yapılması Gerekiyor
DİŞHEK-SEN Genel Başkanı Banu Yıldırım, çarpıcı rakamlara dikkat çekti: “Şu an 2026 yılında 11 bin mezun gelmesi bekleniyor. Düşünebiliyor musunuz? Bir yıl içinde 11 bin mezun gelecek. Bunun sonucu da 2025 rakamları ile 20 bin atanamayan, işsiz bekleyen, özel sektörde sömürü düzeninde çalıştırılan meslektaşlarımız gibi olacak. Bu durumun tespiti devlet tarafından da yapılıyor, ancak bütçe olmadığı için atamaların yapılamadığı açıklamaları bulunuyor. Ağız Diş Sağlığı Hizmetlerine acil yatırım yapılması, yeni diş hastaneleri kurulması ve buralara binlerce atamanın yapılması artık mecburi durumda”.
Çözüm için Öne Sürülen Teklifler Uygulanabilir Olmalı
Sorunların çözümü için çalıştıklarını dile getiren Başkan Yıldırım, önerilerin makul olması gerektiğini de belirtiyor: “Sosyal medyada birtakım platformlar var. Yirmi bin atanamayan meslektaş olunca hemen platformda binlerce kişi toplanabiliyor. Buralarda ileri sürülen fikirlerin, kamuda makul mantıklı uygulanabilir olması lazım. O yüzden biz resmi kurulmuş bir sendika olarak, diğer platformların yanlış tespit ve önerilerinin de önünde durmak istiyoruz. Mesela vardiya teklifi, kamu için hiç uygun bir teklif değil. Bir hekim, acil olmayan bir tedavi için gece hizmet veremez. Acil durumlar için nöbet sistemi zaten vardır ve yeterlidir. Dolayısıyla bazı platformlar, vardiya hizmeti, Aile Diş Hekimliği sistemi gibi önerilerde bulunabilmekte.Bunlar dikkate alınmadan, kamuda doğru çözümleri ileten sendikamıza kulak verilmesi gerektiğinin önemine dikkat çekmek istiyorum.
Birkaç hafta önce Sağlık Bakanımız ile de görüşme yapıp, bu konuları kendilerine ilettik. Yaklaşık bir aydır, tüm partilerden milletvekillerimize bürokratlara kadar sorunlarımızla ilgili görüşmeler yaptık. Elbette işsiz beklemek, platformların seslerini yükseltmesine neden oluyor, dikkat çekilmesini sağlıyor. Ama kamuyu içeren önerilerde sendikaya, derneklere ve TDB’ye kulak vermek gerekir”.