ORE Reklam

Genç Diş Hekimleri Kendi Kliniklerini Nasıl Kurabilir?

Zorlu bir eğitimin ardından devlet hastanelerine atanamayan diş hekimleri, kontenjanların düşüklüğünden şikayetçi. Deneyimsizlik nedeniyle özel kliniklerde iş bulmak ise neredeyse mucize. Genç diş hekimlerine ilham vermesi için iki deneyimli klinisyene, kendi tecrübelerini, kliniklerini nasıl kurduklarını sorduk.
Genç Diş Hekimi Genç Diş Hekimi

Devlet üniversitelerindeki diş hekimliği eğitimine, ülkenin en başarılı öğrencileri kabul ediliyor. Özveri gerektiren bir eğitim sürecinin ardından ise iş bulma telaşı başlıyor. Binlerce mezun atanmayı bekliyor, özel kliniklerde ise iş bulamıyor. Yeni mezun bir diş hekimi için milyonlarca liralık yatırım gerektiren klinik açma hedefi de pek ulaşılabilir değil. İki deneyimli diş hekimine, kliniklerini nasıl açtıklarını sorduk.

Reklam

Muayenehanem, Gece Gündüz Çalışmanın Sonucu

Vivadent Kurusu Diş Hekimi Sultan Özcanlı Şahin, 1988 yılında Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun oldu. İngilizcenin mesleği için önemli olduğuna inanan Şahin, bir sene Hacettepe Üniversitesi’nde İngilizce hazırlık okuduktan sonra, tekrar üniversite sınavına girerek hayalini kurduğu Diş Hekimliği bölümünü kazandığını anlatıyor. Deneyim kazanmak için de oldukça çaba harcayan Şahin, gece gündüz çalışmış. İki sene boyunca geceleri, bazı polikliniklerde nöbet tutan, gündüzleri ise Observer (Gözlemci) olarak Nişantaşı’nda ve Bebek’te, diş hekimi tanıdıklarının yanında asistan olarak çalışan Şahin, bu tecrübe ile 1990 yılında muayenehanesini açmış.

Ekonomik engelleri nasıl aştığını sorduğumuz Diş Hekimi Sultan Özcanlı Şahin, “Muayenehaneyi açtığımda elimde hiç nakit param yoktu. İyi bir ünit iyi bir kompresör almak için kredi çektim ve ödemelerimi 15 ayda tamamladım. Bu süreçte çok sıkı çalıştım, sonrasında işler çok yolunda gitti. Ardından ikinci bir ünit daha aldım ve sonra bunu üçüncüsü takip etti. Bu süreçte hep full çalıştım, sabah saat 10:00’dan akşam 22.00’ye kadar… Şu an muayenehanecilik hayatım 36 yıldır devam ediyor” sözleriyle anlatıyor.

Genç meslektaşlarına, başarılı olmak için neler tavsiye ettiğini sorduğumuz Şahin, “Bence bir diş hekiminin başarılı olması için en önemli kural hastanın sağlığına değer vermesi, hastayı sahiplenmesi ve bunu ona hissettirmesidir. İnsani değerlerini yitirmeyen bütün diş hekimleri, 30-40 yıl çok rahat, severek işlerini yapabiliyorlar. Aksi taktirde meslek son derece sıkıcı, yorucu ve yıpratıcı olabiliyor. Ben 36 yıldır çalışıyorum, hala muayenehaneye büyük bir keyifle gidiyorum. Gelen hastaları, eşim, dostum, arkadaşım olarak kabul ederek hareket ediyorum. Bu yüzden de üçüncü jenerasyon hasta grubum var. İlk amacınız sağlıklı kaliteli iş çıkartmak ikinci amacınız para kazanmak olmalı. Diğer branşlardaki hekimleri de doğru seçer, asistanlarınızla iyi geçinir ve onlara karşı destekleyici olursanız, çok başarılı oluyorsunuz” diyerek sözlerini tamamladı.

Diş Hekimi Olmaya 6 Yaşında Karar Verdim

Primadentist Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Kurucusu Diş Hekimi Yavuz İpçi, 1995 yılı Gazi Üniversitesi mezunu. İpçi, özellikle cerrahi ve implantoloji alanında uzun yıllardır aktif olarak çalışıyor. 30 yılı aşkın süredir diş hekimliği yapan Yavuz İpçi’nin deneyimi, sadece kendi çalışma süresi ile de sınırlı değil. Diş hekimi babasını izleyerek mesleği çocuk yaşlarda sevmeye başlayan Yavuz İpçi, bu sevginin tüm aileye yayıldığını, ailede birçok diş hekimi olduğunu söylüyor.

Yavuz İpçi, “Diş hekimi olmaya altı yaşındayken karar vermiştim. Küçük yaşlardan itibaren bu mesleğin içindeydim. Kendi kliniğimizde temel yaklaşımımız hep aynı oldu: Hastaya sadece tedavi yapmak değil, güven vermek, kaliteli ve uzun ömürlü çözümler sunmak. Teknoloji elbette çok önemli ama hekimlikte asıl farkı yaratan tecrübe, doğru karar verme ve vicdani yaklaşım. Kendimize ve ailemize yapmayacağımız tedaviyi, hastalarımıza da yapmayız. Hastalarımızla, ailemizle ilgilendiğimiz gibi ilgileniriz” diyor.

Klinik açmak için gerekli tecrübeyi nasıl sağladığını sorduğumuz İpçi, “Babamın kliniğinde çalışmaya başlaman benim için büyük avantajdı fakat babamı mezuniyetimden 4 yıl önce kaybettiğimiz için onunla çalışma gururunu yaşayamadım. Genç meslektaşlarıma önerim hemen bir klinik açmaktansa, mesleğinde etik ve düzgün çalışan bir hekimin yanında tecrübe kazanmaları. Çünkü okuldan mezun olmakla gerçekten hekim olmak arasında ciddi bir fark var. Üniversite size temeli veriyor ama esas öğrenme klinikte başlıyor. Öncelikle mümkün olduğunca çok çalıştım, çok vaka gördüm, hata yapmadan önce başkalarının tecrübelerinden öğrenmeye çalıştım. Çünkü bu meslek sadece el becerisi değil; hasta yönetimi, kriz yönetimi, doğru teşhis, doğru zamanlama… Bunların hepsi zamanla oturuyor. Maddi tarafına gelirsek; klinik açmak sadece güzel bir yer kiralamak değil. Cihazlar, ekip, altyapı, işletme maliyetleri… O yüzden önce mesleki sermayeyi oluşturmak gerektiğine inanıyorum. Maddi sermaye bir şekilde bulunabilir ama tecrübenin kredisi maalesef yok” diyerek kendi hikayesini aktardı.

Atama bekleyen, iş bulamayan genç meslektaşlarına “Bu gerçekten bugünün en önemli sorunlarından biri. Çok fazla genç meslektaşımız büyük bir belirsizlik içinde. Ama şunu söylemek isterim: Bu süreç moral bozucu olabilir ama doğru yönetilirse çok değerli bir hazırlık dönemi de olabilir.

Eğer kişi, kendi kliniğini açmak istiyorsa önce iyi hekim olmaya odaklanmalı. Çünkü güzel klinik kurmak başka, o kliniği sürdürebilmek başka şey. Ben genç meslektaşlara hep şunu söylüyorum: Önce mümkün olduğunca çalışın, gözlem yapın, farklı hekimlerle vakalar görün, eksik hissettiğiniz alanlarda eğitim alın. Sosyal medyada her şey çok hızlı ve çok parlak görünüyor ama gerçek hayat öyle değil. Klinik açmak bir dekorasyon projesi değil; ciddi bir sorumluluk. Sabırlı olmak gerekiyor” diyerek güçlü olmayı öneriyor.

Add a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam